« Önceki |

16/4/2009

2022 SAYILI 65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK

65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN

 



Kanun Numarası                         : 2022

Kabul Tarihi                                 : 1/7/1976

Yayımlandığı R.Gazete Tarih    : 10/7/1976 Sayı: 15642

Yayımlandığı Düstur                    : Tertip : 5 Cilt : 15 Sayfa: 3254

 

Madde 1 – (Değişik birinci fıkra : 5/3/1992 - 3783/1 md.) 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve muhtaçlığını İl veya İlçe İdare Heyetlerinden alacakları belgelerle kanıtlayan Türk Vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece, 300 gösterge rakamının her yıl bütçe kanunu ile tespit edilecek katsayı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.

(Mülga ikinci fıkra: 1/7/2005-5378/25 md.)

Herhangi bir şekilde bu maddede yazılı miktardan fazla devamlı gelir sağlayan veya sağlaması mümkün olan kimselerin geçim kaynağı var sayılır ve kendilerine aylık bağlanmaz.

(Mülga dördüncü fıkra: 1/7/2005-5378/25 md.)

65 yaşın bitiminin tespitinde, ilgililerin, bu kanun yayımlandığı tarihte, nüfus kütük kayıtlarındaki doğum tarihleri esas alınır. Doğum tarihlerinde yapılacak düzeltmeler ile bu kanunun yayımlandığı tarihten geriye doğru bir yıl içinde yapılmış düzeltmeler nazara alınmaz.

Madde 2 – Bu aylıklar ve kanunda yazılı diğer ödemeler için her yıl Devlet bütçesine gerekli ve yeterli ödenek konur ve aylıklar haksahiplerine Emekli Sandığı aracılığı ile bağlanır ve ödenir.

Madde 3 – Bu aylıkların başlangıç tarihi, ilgililerin Emekli Sandığına yapacakları yazılı müracaatlarını takip eden aybaşıdır.

(Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/92 md.) Bu aylıklar, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenecek ödeme gün ve dönemlerinde peşin olarak ödenir. Aylığa hak kazanma başlangıç tarihi ile ilk aylık ödemesinin yapıldığı ödeme döneminin ilişkin olduğu aya kadar olan haklar için ise defaten ödeme yapılır.

Peşin verilen gelir ve aylıklar durum değişikliği veya ölüm halinde geri alınmaz. Ancak, aylık bağlama ile ilgili geçim şartının kalkması halinde, aylıklar bu şartın kalktığı tarihi takibeden dönem başından itibaren kesilir.

Madde 4 – Bu Kanuna göre aylık bağlanmada veya ödenmesinde uygulanacak usul ve kullanılacak belgeler, Maliye ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarınca müşterek hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunur.

Madde 5 – Bu Kanuna göre aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığı tespit edildiği takdirde, ödenen aylıklar % 50 fazlası ile geri alındığı gibi, belgeleri düzenleyen ve kullananlar hakkında ayrıca genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır.

Madde 6 – Bu aylıklar ile bağlanmasında ve ödenmesinde kullanılacak belgeler her türlü vergi ve resimden muaftır.

Madde 7 – (Değişik: 21/4/2005 – 5335/8 md.)

Bu Kanundan yararlananların tedavi giderleri, 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre yeşil kart verilerek karşılanır.(01.10.2008 tarihinde mülga)

Madde 8 – (Değişik: 31/7/2008-5797/7 md.)

Sosyal Güvenlik Kurumu, İl veya İlçe İdare Kurullarının alacakları muhtaçlık kararlarını esas alarak aylık bağlar. Kurum gerektiğinde, aylık almaya başvuranların gelir, yaşam düzeyi ve varlıkları hakkında, belirleyeceği yöntemlerle inceleme yapmaya ve yaptırmaya, resmi ve özel idare müessese ve ortaklarından ve şahıslardan bilgi ve belge istemeye yetkilidir.

Aylık bağlanmasında İl veya İlçe İdare Kurullarının alacakları muhtaçlık kararlarıyla birlikte bu Kanunun gerektirdiği hallerde yetkili hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları esas alınır. Aylık bağlanmasına esas belgelerin eksik olmaması halinde aylık bağlama işlemi yapılır.

Birinci ve ikinci fıkralar çerçevesinde aylık bağlama işleminden sonra yapılacak incelemeler sonucunda, aylık bağlama kararını etkileyecek durumların tespit edilmesi halinde, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için durum aylık bağlanana iadeli taahhütlü, ilgili idareye de adi posta ile bildirilir. Eksikliklerin giderilmemesi halinde tebligat tarihinden itibaren üç aylık sürenin sona erdiği tarihin içinde bulunduğu ödeme döneminin sonunda aylık kesme veya düzeltme işlemi yapılır ve fazla ödenen tutarlar geri alınır. Gerçeğe aykırı sağlık kurulu raporu düzenlediği veya bu nitelikteki raporlara dayanarak aylık aldığı tespit edilenler hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.

Bu madde kapsamında aylık bağlamaya esas sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşlarının belirlenmesi ile bu raporların alınmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ile Kurum tarafından birlikte hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

Ek Madde 1 - (Ek:1/7/2005 - 5378/25 md.)

65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte;

a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 300'ü tutarında,

b) 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 200'ü tutarında,

c) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde, kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 200'ü tutarında,

Aylık bağlanır.

65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. Bu Kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlardan başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar özürlü olduklarını tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlara da birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık bağlanmasına esas özürlülük oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Özürlülük oranı, bu Kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşenler ile birinci fıkrada belirtilen aylık ortama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayanların aylıkları kesilir.

Aylık hakkından yararlanan 18 yaşından küçük özürlülerin yalnızca kendileri bu Kanunun 7 nci maddesinde belirtilen tedavi hakkından yararlanır. Ancak, bu madde hükümlerine göre aylık alanlardan herhangi bir sosyal güvenlik kurumunun tedavi yardımı kapsamında bulunanlara tedavi yardımı yapılmaz.

Bu Kanunun 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 inci maddeleri birinci fıkra hükümlerine göre aylık ödenecekler hakkında da uygulanır.

(Değişik son fıkra: 17/4/2008-5754/92 md.) Bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde özürlü olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir ve bu şekilde ödenen tutarlar Hazineden tahsil edilir.

Ek Madde 2 – (Ek: 31/7/2008-5797/8 md.)

Bu Kanun kapsamında yapılan müracaatların kabulü ve aylık bağlanması işlemleri, teşkilatlanmalarının tamamlanmasından sonra Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri veya Sosyal Güvenlik Merkezleri tarafından yerine getirilir.

Diğer mevzuatta daha önce bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan sağlık kurullarına yapılan atıflar, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunla kurulan Kurum Sağlık Kuruluna yapılmış sayılır.

Geçici Madde 1 (Ek: 17/4/2008-5754/92 md.)

Bu Kanun kapsamındaki kişilere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve icrai takibat yapılmaz.

Madde 9 – Bu Kanun yayımlandığı tarihi takip eden mali yıl başında yürürlüğe girer.

Madde 10 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

16/4/2009

CENAZE ÖDENEĞİ MİKTARLARI

        CENAZE ÖDENEĞİ MİKTARLARI 

 

 

 

YILLAR

 

I.DÖNEM

 

2.DÖNEM

2004

182,00

193,00

2005

  200,50

208,00

2006

213,25

218,65

2007 

230,25

241,75

2008

247,43

257,24

2009

                       289,00

 

16/4/2009

01/10/2008-31/12/2009 TARİHLERİ ARASINDA HİZMET BORÇLANMASINA ES

01/10/2008-31/12/2009 TARİHLERİ ARASINDA HİZMET BORÇLANMASINA ESAS ASGARİ VE AZAMİ GÜNLÜK KAZANÇ TABLOSU

 

 

Süre

Asgari Günlük Kazanç

Borçlanmaya Esas Günlük Tutar

Azami Günlük Kazanç

Borçlanmaya Esas Günlük Tutar

01/10/2008-31/12/2008

21,29

6,81

138,39

44,28

01/01/2009-30/06/2009

22,20

7,10

144,30

46,20

30/06/2009-31/12/2009

23,10

7,39

150,15

48,04

16/4/2009

EMZİRME ÖDENEĞİ

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında,  Analık sigortasından sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılardan; kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadına ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşine, her çocuk için yaşaması şartıyla doğum tarihinde geçerli olan ve Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden emzirme ödeneği verilir.” Hükmüne yer verilmiştir.

EMZİRME ÖDENEĞİ

2008

50 TL

1.1.2009

70 TL

 

20/3/2009

Devrimcilik, darbecilik ve Cumhuriyet...

Devrimcilik, darbecilik ve Cumhuriyet...

 "Geçmişte Cumhuriyet gazetesi hep devrimlerin yanında oldu... Askeri darbelere karşı muhalefetini sürdürdü... Devrimden yanayız... Darbeye karşıyız... Karşıdevrime karşı çıkmak ise Cumhuriyet gazetesinin varoluş gereğidir..." diyor Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk. 

Türkiye'nin bugün bir karşıdevrim çalkantısı içinde yaşadığını söyleyen İlhan Selçuk, 'Devrimcilik, Darbecilik Ve Cumhuriyet..." başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:  

1968 yılının 12 Ekim günü bu köşede yazıya şöyle başlamışım:

“İnsan toplumları devamlı değişim içindedirler; bu değişimi hiçbir güç durduramaz; evrenin kanunları evrenin bir parçası olan insan toplumunda da geçerlidir.”

Yazı dört bölüme ayrılmış: 1) Değişim, 2) Devrim, 3) Karşıdevrim, 4) Emperyalizm...

O günden bu yana da değişimin süregeldiğini görüyoruz; ne var ki Türkiye bugün bir karşıdevrimin çalkantısı içinde yaşıyor...

*

Türkiye Cumhuriyeti Atatürk devrimiyle kuruldu...

Şeriat hukukuna ve fetih ilkesine dayalı Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı; çağdaş evrensel hukuka ve “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine bağlı laik ulusal bir devlet oluştu...

Bu tarihsel olay değişimin devrimleşmesi sonucudur.

Asker-sivil önderlerin başını çekmesiyle gerçekleşti bu olgu...

*

Laik Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, çağdaş yasalar kabul edilmiş, kadın-erkek eşitliği benimsenmiş, kadınlara oy hakkı da tanınmıştı...

Ancak değişim sürecekti...

Ama, nasıl?..

Doğaldır, her devrim kendi karşıdevrimini de tohumlar...

Bu ikisi arasındaki hesaplaşmadan doğacak ‘gelgit’lerle yaşar toplum...

Bir siyasal gelgitte ne olduğunu anlamak için de olan bitenlerin içeriğine bakmak gerekir...

*

27 Mayıs’ı sıradan bir askeri darbe olmaktan çıkarıp devrimleştiren nedir?..

1961 Anayasası’dır...

Saymakla bitmez; Anayasa Mahkemesi’nden sendikacılığa, toplu sözleşmeden yargıç bağımsızlığına ve de sosyal devlete dek, bugünkü hayatımızı da belirleyen nice tarihsel ve toplumsal demokratik devrim 27 Mayıs askeri müdahalesiyle gerçekleşti...

*

Geçmişte Cumhuriyet gazetesi hep devrimlerin yanında oldu...

Askeri darbelere karşı muhalefetini sürdürdü...

Devrimden yanayız...

Darbeye karşıyız...

Karşıdevrime karşı çıkmak ise Cumhuriyet gazetesinin varoluş gereğidir...

27 Mayıs’ı destekledik...

12 Mart ve 12 Eylül’e direndik...

Yönetim ister asker olsun, ister sivil, ölçütümüz Aydınlanma devriminin içeriğiyle özdeştir...

*

Bugün Türkiye düpedüz bir karşıdevrim yaşamaktadır...

• Bir vakitlerin merkez sağı (Doğru Yol Partisi ve ANAP) siyasetten tasfiye edilmiştir...

• Tesettür politikası devletin tepesine tırmanmıştır...

• Devlet kadroları dincilik üzerine hallaç pamuğu gibi atılmaktadır...

• Özgür medya, daha başka deyişle iktidara bağlı olmayan medya göz göre göre tasfiye edilmektedir...

• Öğretim Birliği yıkılmıştır...

• Fazla söze ne hacet, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir karşıdevrim sürecini yaşadığı Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kesinleşmiş; iktidar partisinin irtica odağı olduğu hukuken karara bağlanmış, tescil edilmiştir.

*

Karşıdevrimin, daha başka deyişle İslamcı-dinci kimliği Anayasa Mahkemesi kararıyla kesin hükme bağlanmış iktidarın yandaşları, Cumhuriyet gazetesini ve Cumhuriyetçileri darbecilikle karalamak için olağanüstü, daha doğru deyişle, çılgınca bir kampanya açmışlardır...

Hemen söyleyelim ki çabaları nafiledir...

Askeri darbelere karşı onlar pısıp otururken biz Atatürk devrimciliğini sonuna dek savunduk...

Bugün herhangi bir askeri darbe olasılığı yoktur; söylentilere ve tüm iddialara karşın dün de yoktu...

Bugün askeri darbe şöyle dursun, irticaya dönük karşıdevrimin sivil darbesini yaşamaktayız...

Ancak bugün bir askeri darbe olsa, azgınlığın son perdesini yaşayan bu zavallıların tümü -vaktiyle olduğu gibi- pısıp sinecekler, iş gene Cumhuriyet gazetesinin omuzlarına binecektir...

 

20/3/2009

Peki erkekler ne ister?

Peki erkekler ne ister?

Bir önceki yazımda, yapılan araştırmalara dayanarak, kadınların gençliğini koruyabilmek için aşka ve sekse ihtiyaç duyduğunu; bu noktada ilişkiyi canlı tutabilmek adına erkeklere çok iş düştüğünü yazdım. Sonra da yıllar boyu aşık ve tutkulu kadınlar olarak kalabilmemiz için erkeklerden sevgi, şefkat, anlayış talebinde bulundum. Yazımı “Çok mu fazla şey istiyoruz?” sorusuyla noktaladım.

Erkek okuyucularım sorumu “Evet” diye yanıtladı ve olaya bir de erkek tarafından bakmamı istedi. Bunu bir kadın olarak ne derece yapabilirim hep birlikte görelim…

Evet, hayat sizin için çok zor, farkındayız. Çocukların geleceği, evi geçindirme telaşı, aileyi koruma kollama… Bunların hepsi çok önemli sorumluluklar, aynı zaman da bir o kadar yorucu ve sıkıcı.
Oysa evlenmeden önce her şey ne kadar keyifliydi değil mi? Sadece kendinden sorumlu olmak, kazandığın parayı üste başa, eğlenceye yatırmak, kimseye hesap vermemek, değişik heyecanlar yaşamak ve daha pek çok şey… Nikah defterine attığınız imzayla hepsi uçtu gitti, değil mi?

Sevgiliyken sizinle maç seyreden, ilgi alanlarınıza ilgiyle yönelen, sizinle birlikte olmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan kız arkadaşınız, karınız olunca başka birisine mi dönüştü?
Artık sürekli yorgun, mutsuz, isteksiz, size karşı duyarsız bir kadın mı var yatağınızda?
Bunların tümünde bir doğruluk payı var, size hak veriyorum. Önemli olan bu noktaya nasıl geldiğimiz.

Öncelikle erkeklerin biz kadınlardan beklentilerine bakalım isterseniz. İlk olarak okur yorumlarından ve maillerinden çıkardığım başlıkları sıralıyorum:

• Kadın nerede susması gerektiğini bilecek.
• İşten eve yorgun dönen kocasını rahatlatacak!
• Asla şikayet etmeyecek.
• Parayı har vurup harman savurmayacak.
• Kocasının özgürlüğünü kısıtlamayacak, arkadaş seçmeyecek.
• İlgi gördüğünde havalara girip kocasını ezmeye kalkmayacak!

Enteresandır; aşk ve tutku dolu bir ilişki için erkeklerin oluşturduğu talep listesinde “Bana sonsuza dek sadık kalsın”, “Beni çok sevsin” gibi maddeler yok. (Bunlardan eminsiniz galiba)
Yukarıdaki maddeler özetle şunu söylüyor: “Dır dır etmesin, bana karışmasın, isteyince sevişsin!”
Aslında bu kadar da değil tabii ki. Erkeklerin bizden beklediği birkaç madde daha var, onları da ben ekleyeyim:

• Kadın bakımlı, şık ve seksi olmalı,
• Güleryüzlü olmalı,
• Kıskançlık yapmamalı,
• İyi aşçı olmalı,
• İyi anne olmalı,
• Yatakta istekli ve yaratıcı olmalı,
• Evini temiz, düzenli tutmalı,
• Tüm faturaları, vergileri takip edip vaktinde ödemeli,
• Çocukların velilik görevini ihmal etmemeli,
• Evdeki tüm tamirat işlerini yapmalı, en kötü ihtimal yaptırmalı,
• Eşinin hiçbir sözüne itiraz etmemeli,
• Ve mümkünse tüm bunları yaparken yorulmamalı, hasta olmamalı.

Şimdi bu maddelere tahminimce pek itiraz olmayacaktır. Sıradan bir ev kadınından beklenenlerin listesi bu… Çalışan bir kadından söz edeceksek, listeye bir de “Eve para getirsin” maddesini ekleyebiliriz.

Liste uzun ama bir kadın olarak söyleyebilirim ki bunları yapmak hiç dert değil. Çünkü kadın sevildiğine, değer gördüğüne, takdir edildiğine inandığı sürece tüm bunları, hatta daha fazlasını zevkle yapar. Ama siz sevginizi, ilginizi esirgediğiniz sürece kadın, güvensizleşir, içine kapanır, mutsuzlaşır. Onun mutsuzluğu çok kısa zamanda sizin mutsuzluğunuza dönüşür. Ve evlilikler de işte böyle sona erer zaten.
Tam da bu yüzden beyler, bizi sevmekten, sevginizi göstermekten vazgeçmeyin. Her şey çok daha güzel olacak, SÖZ!

Haber: www.tempo24.com.tr

20/3/2009

Genel Sağlık Sigortası ile ilgili sık sorulan sorular

Genel Sağlık Sigortası ile ilgili sık sorulan sorular

 

 

1 Ekim 2008’de yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile mevcut sosyal güvenlik kurumları birleştirilip, kurumların mensupları arasındaki sağlıkla ilgili uygulama farklılıkları giderilerek birliktelik sağlandı.

Ancak sağlık hizmetlerinin kapsamı ve vatandaşların sağlık hizmetlerinden yararlanmasının koşulları değişti. Tüm çalışan ve emeklileri yakından ilgilendiren Kanunu’nda yer alan düzenlemeleri, özet olarak anlatmak için sorular ve cevaplar şeklinde hazırladık.

SORU 1: Sağlık hizmetlerinden yararlanmak için şartlar nelerdir?

Mevcut uygulamada sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için SSK sigortalılarının kendisine 90 gün, bakmakla yükümlü oldukları kişilere 120 gün, Bağ-Kur sigortalıları için 240 gün hastalık sigortasından prim ödeme şartı, yeni düzenleme ile 30 güne indirilmiştir.

SORU 2: Sağlik hizmetlerinin özelleştirileceği ve ücretlendirileceği söyleniyor. Sağlık hizmeti paralı mı olacak?

Sağlık hizmetleri paralı hale getirilmemektedir. 15 haziran 2007 tarihinden önce Bağ-Kur ve SSK’lılar özel hastanelerden kısıtlı olarak yararlanmaktaydılar. 15 haziran 2007 sonrasında Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı mensupları eşit olarak özel hastanelerden yararlanmaya başladılar.

Bu Kanunda sigortalılar esas itibariyle herhangi bir ücret ödemeden sözleşmeli sağlık kuruluşlarından yararlanabileceklerdir.

Ancak;
Kamu sağlık kuruluşları standart hizmetler dışında kalan otelcilik hizmeti ve öğretim üyesi ücreti için ilave ücret alabileceklerdir.
Sözleşmeli özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerinin alabileceği ilave ücretlerin tavanını Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmet bedellerinin bir katına kadar olmak üzere Bakanlar Kurulu belirleyecek, Kurum da bu sınır içinde yeni bir tavan belirleyebilecektir.
Kurum, ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerini belirleyebilecektir. (Yoğun Bakım, Göz Hastalıkları, Kalp ameliyat ve girişimleri vb)
Mevcut uygulamada sağlık tesisleri, hastanın veya yakınının önceden yazılı onaylarını almak kaydıyla tavanı olmayan ilave ücret talep edebilmekteyken Kanun ile bu tavan %30 ile sınırlanmıştır. Sağlık tesislerinin mutlak %30 ilave ücret almaları şartı da bulunmamaktadır. Bugün olduğu gibi birçok sağlık tesisi hiç ilave ücret almadan hastaları tedavi edeceklerdir. Kamu sağlık kuruluşlarınca herhangi bir ilave ücret ödemeden sağlık hizmeti vereceklerdir.

SORU 3: Bağ-kur’luyum. Borcum olduğunda sağlık hizmeti alabilecek miyim?

Mevcut uygulamada, prim borcunuzun olması halinde sağlık hizmetinden kendiniz ve bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler yararlanamamaktadır.
Yapılan düzenleme ile 60 günlük borcunuzun olması sağlık hizmeti almanıza engel teşkil etmemektedir. Primlerin ödeme süresi ile ilgili yapılan düzenleme sebebiyle 3 aya varan süre içerisinde kendiniz ve bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri mümkündür. Ayrıca, 18 yaşından küçük çocuklarınız borcunuzla bağlantılı olmaksızın sağlık hizmetlerinden yararlandırılacaktır.

SORU 4: Sağlık hizmetlerinden hangilerine katılım payı ödeyeceğim?

Yeni düzenleme ile mevcut uygulamaya paralel olarak; ayakta tedavilerde hekim ve diş hekimi muayenesinde, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlardan katılım payı alınması öngörülmüştür.

SORU 5: İşsizim ve hiçbir yerden gelirim yok. Yasa çıktığında sağlık hizmetinden yararlanabilecek miyim?

Yeni düzenleme ile aile içinde kişi başı geliri asgari ücretin üçte birinden az olması nedeniyle genel sağlık sigortası primini ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın primleri Devlet tarafından karşılanmak suretiyle sağlık hizmetlerinden yararlandırılmaları sağlanmaktadır.

SORU 6: Her türlü sağlık kuruluşuna gidebilecek miyim?

Sigortalılar sözleşmeli kamu ve özel sağlık hizmeti sunucularından istediklerine müracaat edebileceklerdir. Kaldı ki acil hallerde sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına da gidilebilecektir.

SORU 7: 18 yaşından küçük olan herkes genel sağlık sigortası kapsamına alınacak mı?

Evet, 18 yaşından küçük çocuklar, anne veya babalarının sigortalı olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortası kapsamında olacaklar ve sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.

SORU 8: Sigortalının 25 yaşını doldurmuş kız çocukları anne veya babalarından dolayı sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek mi ?

Yeni düzenleme ile sağlık sigortası bakımından bakmakla yükümlü olunan çocukların en fazla 25 yaşına kadar bu haklardan yararlanacağı öngörülmekle birlikte, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sağlık yardımlarına müstahak olanların durumlarında değişiklik olana kadar mevcut haklarının verilmesine devam edilecektir.

Ayrıca, kız çocukları isteğe bağlı sigorta kapsamında sağlık primlerini ödeyebileceği gibi prim ödeme gücünden yoksun iseler 60 ıncı madde kapsamında primleri devlet tarafından ödenerek sağlık yardımlarından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.

SORU 9: Protez, iyileştirme araç ve gereçleri için ödeme yapacak mıyım?

Mevcut uygulamada sigortalılardan protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için belli miktarlarda katılım payı alınmaktadır. Yeni düzenleme ile bu konuda genel anlamda herhangi bir değişiklik yapılmamış olup, söz konusu hizmetlerden katılım payı alınmaya devam edilecektir.

Yapılan düzenlemede, 3713 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmış malûller ile aynı Kanun kapsamına giren olaylar sebebiyle vazife malûllüğü aylığı alan er ve erbaşların sağlık kurulu raporuyla ihtiyaç duydukları her türlü ortez/protez ve diğer iyileştirici araç/gereçler için herhangi bir katılım payı veya fark alınmaksızın ve kısıtlama getirilmeksizin karşılanması yönünde düzenleme yapılmıştır.

SORU 10: İsteğe bağlı sigortaya devam eden kadın sigortalı eşinden dolayı sağlık yardımından yararlanamayacak mı?

Mevcut uygulamada, isteğe bağlı sigortalıların sağlık yardımlarından yararlanamamaları önemli bir eksiklikti. Yeni düzenlemeyle isteğe bağlı sigortalılara sağlık primi ödemek koşuluyla sağlık hizmetinden yararlanma hakkı getirildiğinden, kendi sigortalılığı sebebiyle sağlık hizmetinden yararlanacak isteğe bağlı sigortalıların, eşlerinden dolayı sağlık hizmeti almalarına gerek kalmayacaktır.

SORU 11: İşsizlik ödeneği almaktayım. Genel sağlık sigortası beni kapsama alıyor mu? Primlerimi nasıl ödeyeceğim?

İşsizlik ödeneği alanlar da genel sağlık sigortası kapsamında olup, sağlık sigortası primleri Türkiye İş Kurumu tarafından ödenecektir.

SORU 12: Primini ödemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacaklar mı?

Prim ödeme yükümlüsü olduğu halde sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarih itibariyle 60 günden daha az prim borcu bulunanların sağlık hizmetlerinden yararlanmaması söz konusu değildir. Ayrıca, 18 yaşını doldurmamış olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişiler, acil haller, iş kazası ile meslek hastalığı halleri, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, koruyucu hekimlik hizmetlerinde, analık hallerinde, afet ve savaşta ve grev ve lokavt durumlarında prim borcuna ve prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın tedavileri sağlanmaktadır.

SORU 13: Prim borcu olan esnaf ve sanatkârlar ile ailelerinin sağlık yardımından yararlanabilecekler mi ?

1479 sayılı Kanunda esnaf ve sanatkârlar ile ailelerinin sağlık yardımlarından yararlanmaları için hiç prim borcu olmaması gerekmekte iken tasarı ile prim ödeme yükümlülükleri, takip eden aydan başlatılmak ve 1 ay prim borcunu aksatmaları durumunda dahi sağlık yardımlarından yararlanma imkanı getirilmiştir.

SORU 14: İşsizlik sigortasından yararlananlar sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası kapsamına alınacak mı ?

Mevcut uygulamada işsizlik ödeneği ödenen sürelerde sigortalılar hastalık sigortası yardımlarından yararlanmaktadırlar. Kanunda işsizlik ödeneği ödenen sigortalılar genel sağlık sigortalısı sayılmakta ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler de genel sağlık sigortası yardımlarından yararlanabilme imkanına kavuşmaktadırlar.

SORU 15: Sağlık hizmetleri için ek ücret alınacak mı?

Genel sağlık sigortasında sigortalılar esas itibariyle herhangi bir ücret ödemeden sözleşmeli sağlık kuruluşlarından yararlanabileceklerdir.
Ancak; kamu sağlık kuruluşları standart hizmetler dışında kalan otelcilik hizmeti ve öğretim üyesi ücreti için ilave ücret alabileceklerdir. Sözleşmeli özel sağlık kuruluşları ise belirlenen sınır dahilinde ilave ücret alabileceklerdir.
Acil hallerde sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına yapılan müracaatlarda, tedavi bedelleri Kurumca karşılanacaktır. Bu durumda, sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık kuruluşları ilave ücret alamayacaklardır.

SORU 16: Bugün işsiz kalan bir sigortalı 6 ay süreyle ücretsiz tedavi olabiliyordu. Şimdi bu hak ellerinden mi alınıyor?

Genel sağlık sigortasının yaşama geçirilmesi ile hiçbir birey genel sağlık sigortası kapsamından çıkamayacaklardır. Sadece başka bir kapsamda genel sağlık sigortalısı olacaklardır. Prim ödeme gücü olmayanların primleri devlet tarafından karşılanacaktır. Ayrıca yapılan düzenleme ile; sigortalılık niteliğini kaybettiği tarihten itibaren son bir yıl içinde 90 gün prim ödeme gün sayısı olan kişilere, sonrasındaki genel sağlık sigortalılığından kaynaklanan prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın 90 gün genel sağlık sigortası yardımlarından yararlanmaları sağlanacaktır.

SORU 17: Emekli Bağ-Kur’luların maaşlarından 10 yıl süreyle % 10 oranında genel sağlık sigortası primi mi kesilecek?

1986 yılından bu yana kendi nam ve hesabına çalışan sigortalılardan, aktif sigortalılık döneminde 10 yıldan daha az süreyle sağlık sigortası primi ödeyerek emekli olanların, sağlık sigortası primi ödeme süresini 10 yıla tamamlayacak şekilde aylıklarından % 10 oranında kesinti yapılmaktadır.
Bu uygulama aktif sigortalılık döneminde 10 yıl sağlık sigortası primi ödemiş olanları kapsamamakta, dolayısıyla bunların aylıklarından herhangi bir kesinti de yapılmamaktadır.
Bu Kanunla da mevcut uygulamanın devamı öngörülmüştür.

SORU 18: Yeşil kartlılar kanun yürürlüğe girdikten sonra sağlık hizmetlerinden faydalanmaya devam edecekler mi?

Yeşil kartlılar Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 2 yıl süreyle sağlık hizmetlerinden faydalanacaklar, 2 yılın sonunda ise primleri devlet tarafından ödenmek suretiyle genel sağlık sigortasından yararlanmaya devam edeceklerdir.

SORU 19: Yeşil kart hangi kritere göre verilecektir?

Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı brüt asgari ücretin 1/3’ünden az olan vatandaşımız genel sağlık sigortası kapsamında bulunmaktadır. 3816 sayılı Kanunda net asgari ücretin 1/3’ü esas alınırken Kanunda vatandaşlarımızın lehine olarak brüt asgari ücretin 1/3’ünün esas alınması öngörülmüştür.

 
Haber: www.tempo24.com.tr

20/3/2009

KESİKBAŞ CİNAYETİ SANIĞI CEM GARİPOĞLU RUSYADA YAKALANDI

Cem yakalandı mı?

 

18 yaşındaki lise öğrencisi Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu'nun Rusya'da yakalandığı iddia edildi

Vahşi bir cinayete kurban gittikten sonra başı vücudundan ayrı olarak Etiler’deki bir çöp konteynerinde bulunan lise öğrencisi Münevver Karabulut’un katil zanlısı olarak aranan sevgilisi Cem Garipoğu’nun Rusya’da yakalandığı öne sürüldü

İddiaya göre, 3 Mart 2009’da işlenen cinayetten bu yana polis tarafından her yerde aranan Cem Garipoğlu, Rus makamları tarafından Türkiye’ye teslim edilecek. Emniyet yetkilileri, TVNET tarafından duyurulan haberi henüz doğrulamadı.

 Haber: www.tempo24.com.tr

20/3/2009

Sezer: Toplumdan bir şey çıkmalı, ordudan değil!

Sezer: Toplumdan bir şey çıkmalı, ordudan değil!

 

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a atfedilen günlüklere ilişkin Tempo24’ün yayını 10. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer’e ilişkin bazı bölümlerle sürüyor.

Balbay’ın tutuklanmasının ardından “gazetecilik faaliyeti tutuklanma sebebi sayılabilir mi” sorusundan hareketle başlayan “Balbay’ın yaptığı görüşmelerde gazetecilik sınırının aşılıp aşılmadığı” tartışması için en sağlıklı zemini yayımladığımız günlüklerin oluşturduğunu düşünüyoruz.

Günlüklerde yayımladığımız bölümlerde Tempo24’ün hiçbir müdahalede bulunmadığını vurgulayalım. Müdahale sadece eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’a ilişkin bölümde yapıldı, bu konuda da okurlarımız uyarıldı. Bu müdahalenin terörle mücadeleye ilişkin bir konuda Atasagun’un “yayımlanmamalı” kaydı nedeniyle yapıldığını da anımsatalım.

Bugünkü bölümde de, Sezer’e atfen verilen bir konuşmada adı geçen büyük bir banka ile genel müdürünün isimlerini, bankacılık mevzuatını dikkate alarak vermediğimizin altını çizelim.

Tempo24, yarın da sürdüreceği Balbay’a atfedilen günlüklere ilişkin yayınıyla ilgili olarak ayrıntılı bir editoryal açıklamayı kamuoyuyla paylaşacak.

Sezer notlarında neler var?

Soruşturma makamlarınca Balbay’a atfedilen günlüklerde, Cumhuriyet yöneticileri ile 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasında yapılan 12 görüşmeye ilişkin döküm yer alıyor. Bu buluşmalardan 7’sinin notlarını, güncel tartışmayla kuvvetli ilgisini görmediğimiz ve yayın konusunda takdirin Balbay’a bırakılması gerektiğini düşündüğümüz için yayımlamıyoruz.

Sezer ile görüşmeleri Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay yapmış. Balbay’a atfedilen günlüklere göre, Sezer, Cumhuriyet yöneticilerine “O güvendiğiniz yerlere güvenmeyin, toplumdan çıkmalı her şey” uyarısında bulunuyor. Günlükteki özel nota göre, Sezer bu sözleriyle “askerleri kastediyor.”

Sezer dikkat çeken bir uyarıyı da, AKP’nin birinci parti olduğu parlamentonun “faşizm getireceği” iddiası üzerine yapıyor ve Cumhuriyet yöneticilerine “Sistemden umudu yitirmemek gerekiyor…” telkininde bulunuyor.
Sezer’in AKP hükümetine duyduğu güvensizlik de, günlükte öne çıkan konular arasında.

“Hilmi Cumhurbaşkanı olursa ordu daha da karışır” başlıklı bölümdeki diyaloğun kiminle yapıldığı konusunda açık bir bilgi bulunmuyor. Ancak metin, söz konusu görüşmenin yine Sezer’le yapıldığı yolunda bir izlenim veriyor.

Günlüklerin bugünkü bölümünde, darbe girişiminde bulunmakla suçlanan dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’la yapıldığı tahmin edilen ve “Şener Abi aradı, devam edin, çok iyi gidiyorsunuz” ifadesiyle aktarılan bir diyalog da yer alıyor.

Günlüklerdeki hemen her görüşmenin sonunda mavi renkle ayrılan “DEĞERLENDİRME” bölümlerinin, soruşturma makamlarınca düşülen notlar olduğunu tekrar anımsatalım. Soruşturma makamları, günlükteki görüşmenin tarihi, kullanılan rumuzlarla kimlerin kastedildiği gibi notları “DEĞERLENDİRME” başlığı altında metinlere ayrı ayrı eklemiş görünüyor.

Sözü yine imlasına bile dokunmadan Balbay’a atfedilen günlüklere bırakırken, çağrımızı yineliyoruz: Tempo24’ün sayfaları, günlükte geçen bütün isimlere sonuna kadar açıktır.

SELÇUK: BU PARLAMENTO FAŞİZM GETİRİR
SEZER: SİSTEMDEN UMUDU KESMEYİN

10 Eylül salı saat 14.30 Cumhurbaşkanı ile görüşme.
Tam 14.30'da kabul etti. Planlanan yarım saatti. Ucu açık bırakıldığı için 80 dakika sürdü. Daha başlangıçta, İlhan bey, böyle yazılı randevu başvurularına gerek yok. Siz Ankara'ya gelince haber verin, mutlaka zaman ayırırız' dedi.
İS- Size medya dünyasında olup bitenleri anlatalım diye geldik. Yeni bir dağıtım şirketi kuruldu. Turgay CİNER, Karamehmet, kendilerini savunmak için bu sektöre girdiler. Başarı kazanacaklar. Biz de onlarla aynı cephede olduk
ANS- Tekel'in kırılması iyi olur. Böyle şey olmaz.
İS- Tabii basın 4. güç. düzenli olmalı
ASN- Valla İlhan bey birinci güç. O hale geldi. Ama güvenilirliği kalmadı. Ben bana gelen tepkilerden biliyorum. İnanın toplum her şeyin farkında.
İS- Burada Sabah'ın yaşaması için, Karamemet için önemli olan BDDK'nin çalışma biçimi. Eğer, ver paramı diye boğarsa, bu iş tutmaz. Kötü olur. Orada çalışanlar da. Eğer öyle yapmaz da şans tanırsa, o zaman iş değişir.
ANS- Benim yapabilecek bir şey varsa, söyleyin..
İS- Yok, siz en üst katlarda bir kişi olarak gelişmeleri izliyorsunuz, izleyip yeter. Sizi bilgilendirmeye geldik
İS- Seçimleri nasıl görüyorsunuz
ANS- Yapılmalı. Artık geri dönüş olmaz. Ben er geç topun bana geleceğini tahmin ediyordum ama, bu kadar erken geleceğini tahmin etmiyordum.

Selçuk: Seçim istemiyorum, herkes ampul partisine çalışıyor

İS- Ben seçimi istemiyorum. Herkes Ampul Partisine çalışıyor. Böyle şey olur mu
ANS- Ama seçimin olmaması daha zararlı olur. İleride inşaallah, demokrasi mi laiklik mi ikileminde kalmayız..
İS- Bu parlamento ülkeye faşizmi getirir.
ANS- Her şeye rağmen parlamenter sistemden umudu yitirmemek gerekiyor. Laiklik konusu çok önemli. Bu imam hatiplere kızların alınmaması olayını hala çözemediler. Ben bunu yasayla halledin dedim, yapamıyorlar. Çekiniyorlar. Kızların imam hatipe girmesini yıllar önce bir velinin Danıştay'a başvurmasıyla sağlamışlar..”

DEĞERLENDİRME
Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 10 Eylül’ün 2002 yılında Salı gününe rast geldiği ve bu nedenle söz konusu görüşmenin “10 Eylül 2002” tarihinde yapıldığı değerlendirilmiş olup söz konusu sohbette Mustafa BALBAY ile birlikte İlhan SELÇUK’un da bulunduğu anlaşılmıştır.
Açık kaynaklarda yapılan araştırma ve incelemenin genelinden ‘Karamehmet’in Çukurova Holding Başkanı Mehmet Emin KARAMEHMET, ‘ANS’nin ise dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER olduğu değerlendirilmiştir.

SEZER: ASKERE DEĞİL TOPLUMA GÜVENİN

11.7.2005 Pazartesi saat 16.3
Çankaya köşkü... belki10'uncu gelişimiz.
- Bu kez büyükelçilerin güven mektubunu sunduğu salon. Sırtında sartlık, fıtık nedeniyle oturmakta zorlanıyor
- Bıktım, yoruldum... İnanın seçme hakkım olsa bir gün bile durmam. Ama görev. Şimdi gitsem vatan hainliği gibi birşey olur. (2001'de mi neydi, köşkte görevli askere sormuş, kaç gün kaldı diye. söyleyince benim senden çok günüm var, demiş
- Bu kadar ikiyüzlülük, yalancılık dayanılır gibi değil. Adam yüzüne baka baka yalan söylüyor. İnanın normal hayatta telefonuna çıkmayacağım kişilerle, yani siyaesçtçilerle şurada oturmak zorunda kalıyorum
- Son Milli Güvenlik Siyaset Belgesi. İkisi kararlaştırmaş. Genelde toplantıdan önce bir 10 dakika konuşuruz. Bu kez onu da yapmadım, doğrudan toplantıya geçecektim, ikisi birlikte geldi, (Erdoğan-Özkök) hazırlık yapamadık, bunu sonraki toplantıya erteleyelim, dediler. Ben de olur dedim. Salona geçince de söyledim. Adam (Vecdi GÖNÜL) bunu durumu bile bile, cumhurbakanının ertelettiğini söyülyor. Yalan söylüyor. Nasıl başa çıkarsın bunlarla

‘Özdemir Özok bana doğru söylemedi’

- Anayasa Mahkemesine benden sonrakinin görev süresi boyunca görev yapacak iki isim arıyorum. Şöyle genç olsun, biraz uzun görev yapsın istiyorum. Bütün derdim o. bu gidişle mahkemenin başkanını seçemezler. Özdemir ÖZOK, aslında olacaktı. Parti üyeliği de sorun değil. Ama o olur mu olmaz, bu olur mu olmaz, siyasi, delege gibi bir listeleme oldu. Sen olur musun dedik, ben parti üyesiyim demedi. Yanı doğru söylemedi. Ondan ben istifasını istedim
- TALAT, gelmiş bana emrivakiyle görüştürme istediler. Ben de reddettim. Sermet beye, bir de biz temas kursak demiş bakan, yararı olmaz demiş. Talat, bir şey yaptı benimle görüştürüp bana da bulaştıracaklar. Bunlar böyle. Nitekim çıktı. Maraş'ı verelim demiş. Bunu Erdoğan'a sordum, Habğrim yok, eskidir dedi. Baktırdım eski değil, işte yüzüme baka baka yalan söylüyor
- Ben o hakimlerin seçimini öyle yaptırtmam. Mutlaka, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun mülakatı yapması gerekiyor. öyle olmaz..

Balbay’ın önerisi: Kızılay’da toplanılsa, siz de katılsanız

- Lozan'la ilgili düzenlemeler iyi. Onlar Lozan'a gidiyor, siz gidin burayı ben bekleyeyemi dedim. (ben araya girip 29 Ekim'de Kızılay’da toplanılsa, siz de katılsanız diyorlar dedim) güldü olabilir dedi.
- Ömer DİNÇER orada duramaz. Şu intihal kesinleşip, titkini kaybederse, kesin duramaz.
- YÖK Başkanı sormayın durup dururken niye kurcalıyor.. Yapma dedim, yoksa değiştirecekti katkasıyı, dinledi, tamam dedi... Sen atayıca sorumlu hissediyorsun. üniversiteler üzerinde titriyorum.

‘O yerlere güvenmeyin, toplumdan çıkmalı her şey’

- Toplumdan çıkmalı bir şey... O güvendiğiniz yerlere de güvenmeyin (sanırım askerleri kast ederek).
- CHP, 3 kıytırık affedersin RTÜK üyeliğine işbirliği yaptı.
- Bundan sonraki iktidar tek maddelik bir yasa çıkarmalı AKP döneminde yapılan bütün atamalar iptal edilmiştir.'”

SEZER’E TAVSİYE: REJİMİ TEHLİKEYE SOKUYORLAR, ANLADIKLARI DİLDEN KONUŞUN

19 Aralık Cuma günü saat 15.00'de Köşke gidiş.
Bu kez 5 nolu kapının hemen karşısındaki girişten girdik avizeli büyük salonudan küçük bekleme salonuna geçtik. Belki 10. kezdir geliyorum buraya. En çok Sezer dönemi. 3-4 kez Demirel döneminde gelmiştim. Duvarlardaki resimler değişmiş. Atatürk sigara içerken beyaz pantolon şık takım bir duvarda. Ötekinde Türkiye haritası.
Görüşmede önce sağlık konuşuldu. 10 dakika kadar. Bel fıtığı. Doktarlar 2 yıl önce, karın kaslarının güçsüz olduğnu bu yüzden tüm ağırlığı belinin çektiğini kendi aralarında konuşup bel fıtığı olabilir demişler 29 Ekim ve 10 Kasım döneminde çok kötüymüş. Doktorlar çıkma, birkaç adımdan fazla atmaman gerekir demişler ama o ölsem çıkmam gerekir. Bu iki gün çok önemli demiş ilaçla iyileşibelceği bir süreçteymiş. Konya şeyi aruz a bu yüzden gidemememiş
Medya: ben size söylemiştim Sayın SELÇUK, tartışma daha da hızlanacak diye. Bakın öyle oldu. Bence daha da hızlanacak. Acımasızlaşacak. Bu medyayla doğru dürüst konular tartışılamaz.
Hükümet: ben gerekli uyarıyı yapıyorum. Ama bakıyorum yetersiz kalıyor. Bakanlar geldiğinde tek tek konuşuyoruz yine öyle.
YAPTIKLARI REJİMİ TEHLİKEYE SOKUYOR. BUNU SÖYLÜYOR MUSUHNUZ
Söylüyorum ama, anlamıyorlar
ANLAYACAKLARI ŞEKİLDE SÖYLEMELİ BELKİ
Evet gerekirse daha uygun dille söyelenebilir. İşte bu dönemi en az hasarla atmatmak lazım. En önemlisi bu bence. Çok zarar vermekte oldukları kesin. Ama bunları biçtiniz mi alttan daha güçlü geliyorlar. Geçmişte de böyle oldu. O yüzden halk bunları bir görsün. Bunu beklemek lazım. Ekonomi iyi diyorlar ya aslında öyle değil. Ben konuşuyorum. Alt düzey esnafa yansıyan olumlu bir şey yok aslında.
ASKERİ TEDİRGİN GÖRDÜK.
Evet öyle.. Huzursuzlar. Tümü huzursuz... Hep söylüyorum bunları halk görmeli. Bunlar yıpranmadan yapılacak bir şey sonuç vermez. İstenne sonucu vermez.
YOLSUZLUKLA MÜCADELE... Bunların yolsuzlukla mücadeel ettiği yok edeceği yok. Bakın Vakıfbank olayı.. Doğan Grubu borcunu ödemiş gibi yapıyor, sonra yeniden kredi çekiyor. Kağıt üzerinde oluyor her şey... Onun durumu da iyi değil .. Bankası da iyi gitmliyor... O çoçuk başarılı biri değil, (…) Onu oradan almaları lazım.”

DEĞERLENDİRME
Söz konusu yazı içerisinde yıl belirtilmediğinden dolayı diğer notlar göz önüne alındığında ve takvim üzerinde yapılan araştırmada 19.12.2003 tarihinin Cuma gününe rastladığı anlaşılmıştır. Açık kaynaklarda yapılan araştırma ve incelmenin genelinden söz konusu görüşmeye katıldığı anlaşılan ‘Selçuk’ isimli şahsın Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi İlhan SELÇUK olduğu değerlendirilmiştir.
Ayrıca açık kaynaklarda yapılan araştırmada 19 Aralık 2003 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Dışişleri Danışmanı ve Özel Kalem Müdürü Sermet ATACANLI’nın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER’in Aliyev’in cenaze törenine katılmasının bel rahatsızlığı nedeniyle dinlenmesini gerektiğini o nedenle Şeb-i Aruz törenine katılmadığını söylediği görülmüştür.

‘HİLMİ CUMHURBAŞKANI OLURSA ORDU DAHA DA KARIŞIR’

7 Nisan 200 Cuma-saat 15.3
-İlhan abi 2 günlüğüne geldi. Mümtaz SOYSAL kökenli Erinç YELDAN, Korkut BORATAV sorunu..
-İlk akşam başbaşa görüşme... Emre'ye yakınlık aynen. Hep, benden sonra ne olacak, sorusu..
- Her gelişteki olağan görüşme 15.30'da çıkış. 17.00'ye kadar kalış... Her konuyu konuştuk..
Medyayla ilgili gelişmelere hiç güvenmiyor. Bunlar sonunda patron diyor Baykal'a kızgın, tam olarak toparlayamıyor diyor
Hükümetin yaptıklarını dikkatle izliyor. Halk bunları anlıyor diyor.

Yaşar Büyükanıt’ı istememişler

Hilmiye bozuk... Yanıtla konuşmuş. Şemdinlinin sadece ona yönelik olduğunu düşünüyor. Bu işi 45 gün önceden bitirmek ve kesinlikle bunların eline bırakmamak gerek. Bu yüzden 45 günden önce istifa etmeli ve yerine atamayı hemen yapmalı. Yıllık toplantıya Yaşar başta katılmalı. Bunu kendisine dedim, o da tamam bir plan yapalım dedi. Eşim eşyaları götürmeye başladı... Bir bölümünü yerleştiriyor. Hemen bunu bitirelim istiyorum. Bana Yaşarı istemediklerini söyledi. Ben niye bunu zamanında bana demedin dedim, demedimmi dedi. Adamlar bu noktaya gelmesini istemediklerini, bir üst noktaya çıkartır mı? Başbaşa görüştüler. Başbakan açıklama yaptı ama ben hiçbirine inanmıyorum. Eğer görev uzatımı gibi bir şey olursa benim ne diyeceğimi biliyorlar
Böyle bir durumda ordu altüst olur. Yaşar olmazsa yerine gelen bunların adamıymış gibi mauamele görür. Hilmi CB olursa ordu daha da karışır..

‘NE GEREK VAR NEZAKETE, RECEP’E ÖYLE OLMAZ, DE’

4 Mayıs 200 Perşembe 10.30'da..
Rekor görüşme 105 dakika..
Temel konular aynı... Sağlığında genel düzelme var ama çok ilaç kullanıyor. 3 kez konu gündeme geldi. Birincisinde o tamam dedi kesin ifadeyle bitirdi. İkincisinde, 45 gün içinde bunu bitirmenin şart olduğunu söyledi. Tek korkusunun, son anda şu geziyi de yapayıp, bunu da yapayım, demesi olduğunu söyledi. Zaten geçen Ağustosta biraz yoruldun diye ima ettiğini söyledi..
Gelinen noktada onun sorumluluğu var. Değil kaşını çatmak, suratını biraz assa yeterdi dedi. Mesafeyi çok kapattılar. Bu kadar kapalı mesafe bundan sonra nasıl açılır, zor. Endişelerim var
Yeni bir plan yapamazlar da acaba insan yeni gelenin de nasıl davranacağını merak ediyor. Onunla da anlaştılar mı diye endişe ediyor. Ta bu mevkiye gelmişsin, ne gerek var, olağanüstü nezakete. Toplantıda gördüm, canım sıkıldı. Sen o noktaya geldin hem Recebe hem kendi üstüne, bence öyle değil de, öyle olmaz de..

‘Şemdinli’de tek savcıyı almak yetmez, başındakini de almak gerek’

Şemdinli'de bir tek savcıyı almak yetmez, başındakini de almak gerekik. Bunlar kendi aralarında planını yapmış..Ben o konuşmayı 6 ay önceden planlamıştım. 15 sayfalık konuşmay (İS, size çok görev düşüyor diye birkaç kez söyleyince) zaten hep ağır, karışık dosyalar bana düşerdi dedi
-Kadrolaşma öyle hal aldı ki, bazen bir yere verdikleri adamın, orada bulunduğu yerden daha az zararlı olacağını düşündüğüm için evet diyorum
Bunlar gidiyor. Halk uyanıyor. zor olanı bu ama, en kalıcı olanı bu..
Ahh Baykal toparlayamıyor. Güven veremiyor
Demirelle olmaz. O ne derse desin ben ülkeden çok kendisini düşündüğü için öyle dediğini düşünürüm. Onun etrafında öteki partilerden gelen olmaz (İSin tezine yanıt olarak: Her görüşmede 1 Mart tezkereninin reddinin ne kadar iyi olduğunu söylüyor. Orada Gülün telaşı.. Ne yapacağız diye gelişi... Bir numaraya sakın araya toplantı alıp, bildiri yayınlamayı kabul etme deyici..
İranda Ahmedijata kızgın. Bushun işine yarıyor. Adam ülkesini kuşattırıyor, yalnızlaştırıyor
Sık konuşmayı sevmiyor. Ağırlığı kaybolur”

DEĞERLENDİRME
Söz konusu yazılarda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 7 Nisan’ın 2006 yılında Cuma gününe ve 4 Mayıs’ın da 2006 yılında Perşembeye rast geldiği ve bu nedenle söz konusu notların “7 Nisan - 4 Mayıs 2006” tarihli olduğu,
İncelemenin geneli ve yazı içeriğinden görüşmelerin, İlhan SELÇUK ve Mustafa BALBAY’ın dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER’i ziyaretlerine dair olduğu,
Açık kaynaklardan yapılan araştırmada ‘Yaşar’- ‘Yanıt’ın dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar BÜYÜKANIT, ‘Baykal’ın CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL, ‘Hilmi’nin dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi ÖZKÖK, İlhan’-‘İSnin Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi İlhan SELÇUK olduğu değerlendirilmiştir.


 Haber: www.tempo24.com.tr

20/3/2009

Ankara'da vekillere ev kıyağı

Ankara'da vekillere ev kıyağı

 Ankara Büyükşehir Belediyesi, yeni bir emlak skandalıyla gündeme geldi. Bu kez alıcılar milletvekilleri ancak bu satıştan Ankara ve Ankaralılar yine zararlı çıktı. Bu kez zararın tutarı yaklaşık 15 milyon dolar.

KanalD Haber'in verdiği habere göre, Belediye, Ankara’nın en gözde ilçesi Çankaya’nın yükselen yıldızı Çukurambar’daki arsasını imara açtı ve kat karşılığı bir müteahhide verdi. Ancak istediği birkaç kat değil tam 95 daireydi.

Kısa sürede inşaat bitti, arsadan lüks konutlar yükseldi. Belediye başta anlaştığı gibi 95 daireyi satmak üzere aldı. Ve o  95 daireye bir kişi, AKP'nin kurucusu ve 22.dönem milletvekili Osman Nuri Filiz talip oldu.  Ama 95 daireyi de Filiz almadı, elinde AKP’li vekillerin vekaletnameleri vardı. Onların yerine de pek çok daire satın aldı.

Buraya kadar her şey normal bir kıyak gibi görünse de, işin içinde farklı bir hesap var. Zira o satılan dairelerin her birine vekiller 250 bin TL ödedi. Eğer sıradan bir vatandaş o dairelerden almak isteseydi, bunun için tam 500 bin TL ödeyecekti. Yani gerçek değerini, ve vekillerin ödediğinin iki katını.

Haber: www.tempo24.com.tr